Stresle başa çıkmak için bu tavsiyelere kulak verin

[ad_1]

Uzman Klinik Psikolog Ömer Bayar, stres ve kaygının bir arada kullanılan ve birbiriyle fazlaca fazla karıştırılan iki kavram bulunduğunu belirterek “Fakat aralarında minik farklar vardır, semptomları ve emareleri birbirine fazlaca benzerdir.

Mesela kaygıda nefes alamıyor boğuluyor şeklinde sezmek, göz bebeklerinin büyümesi, kalp çarpıntısı, titreme, baş dönmesi, ter dökme şeklinde fizyolojik semptomları vardır. Duygusal semptomlar olarak ise gerilmiş ve öfkeli olma, içine kapanma, karamsarlık, birşeyler yolunda gitmeyecek düşüncesi olabiliyor. Davranışsal olarak ise daha dürtüsel, telaşlı, düşünmeden harekete geçme eğilimi gözlenebilir.” diye konuştu.

Trafiğin tam ortasında sıkışıp kalan kişilerde ortaya çıkan stres ve kaygıya değinen Uzman Klinik Psikolog Ömer Bayar, “Trafiktesiniz bir yere yetişmeniz gerekiyor, bakıyorsunuz navigasyona ucu ucuna yetişeceksiniz. Mevcut belli ve siz de stres yaşıyorsunuz bundan dolayı stres dediğimiz şey yaşam akışımızı bozan ihtimallerin ortaya çıkması anlama gelir. Kaygıda ise ortada belli bir stresörün olması gerekmiyor. Mesela ölüm kaygısı, aniden asansörde kalır mıyım korkusu şeklinde.” dedi.

Uzman Klinik Psikolog Ömer Bayar, stres ve kaygının kişilerin yönetebileceği durumlar bulunduğunu belirterek her iki duygunun da organik tepkiler bulunduğunu söylemiş oldu.

Büyük şehirlerin en büyük stres kaynağının vakitle yarışmak bulunduğunu vurgulayan Uzman Klinik Psikolog Ömer Bayar, “İnsanlar dostlarıyla buluşmak için vakitle yarışırlar, randevularına yetişmek için vakitle yarışırlar. İnsanlar hep vakit yarışı içindedirler. Fakat bazı durumlarda da gerçekçi olmak gerekiyor. Şahıs metropolde yaşıyorsa 10 dakikada trafiksiz bir halde işe gitmeyi beklememeli, bir avmsine gittiği vakit boş bir giyinme kabini beklememeli.

Yaşam daima bizim beklediğimiz şeklinde akmaz. O nedenle çevresel şartların bizlere uymasını beklemek yerine bizim mevcut şartlara ve yaşamın ritmine ayak uydurabilmemiz gerekir. Daha erken yola çıkmak, değişik ulaşım araçları ya da rotaları tecrübe etmek, seyahat sırasındaki vakti müzik dinlemek, sesli kitap dinlemek, aramayı ertelediğimiz insanları aramak şeklinde aktivite ve girişimlerle değerlendirebiliriz.” dedi.

Uzman Klinik Psikolog Ömer Bayar, “Bizlere stres yaratan faktörler vakalar şeklinde görünse de aslen bizi stres meydana getiren faktörler vakalar değil, bizim vakalara yüklediğimiz anlamlar ve yaklaşım tarzımızdır.” dedi.

Uzman Klinik Psikolog Ömer Bayar, stresle başa çıkmak için tavsiyelerini de şu şekilde sıraladı:

Ilk olarak stresi yaşamsal bir tehdit olarak görmek yerine, onu bizlere ruh halimize dair informasyon veren bir sinyal olarak görmek ve düzgüsel kabul etmek, stresin bir yıkım senaryosuna dönmesini engelleyecektir.

Stres geçici bir durumdur. Çoğu zaman stresin belirli bir durumda yükselmesi ve bir süre sonrasında hafiflemesi beklenir. Bu yüzden stresli aniden “Şuan stresliyim, ….. vaka/durum sebebiyle gerildim sadece bir süre sonrasında bu ruh hali geçecektir” şeklinde kişinin kendisini gerçekçi bir halde telkin edebilmesi stresin hafifleme sürecine katkı elde edecektir.

Stresle başetmenin en süratli ve ergonomik yollarından birisi de nefes egzersizleridir. Nefes egzersizleri ile parasempatik sinir sistemini devreye sokmayı ve gevşeme/rahatlama durumuna geçmeyi hızlandırır.

Stresle baş etmede farkındalık mühim bir rol oynar. Daha duyarlı olunan, stres yaratan durumların farkedilmesi, stres yaratan etmenlere yönelik bir değişiklik/fiil planı yapılmasına olanak sağlar.

Kronik ve baş edilemeyecek kadar şiddetli stres hallerinde mide yanması, kabızlık, uyku ve iştah problemleri, halsizlik, çarpıntı şeklinde bedensel bazı yakınmalar ortaya çıkabilir.

Bu denli zorlayıcı boyuttaki stres durumlarında uzman desteği almak gerekebilir. Akut olarak psikiyatrik destek ile rahatlarken strese karşı duyarlılığı anlama ve baş etme yoları geliştirmede terapi sürecine dahil olmak yararlı olacaktır.

Yorumlar kapalı, ancak trackbacks Ve pingback'ler açık.