Muhsin Yazıcıoğlu davasında yeni gelişme! 2 helikopter kiralanmış

[ad_1]

Kahramanmaraş’ın Göksun ilçesinde ​25 Mat 2009’da düşen helikopterde bulunan Muhsin Yazıcıoğlu, BBP Sivas İl Başkanı Erhan Üstündağ, yardımcısı Yüksel Yancı, BBP Sivas Belediye Meclisi Üyesi Talibi Murat Çetinkaya, İHA muhabiri İsmail Güneş ve pilot Mustafa Kaya İstektepe’nin yaşamını kaybetmesiyle ilgili başlatılan soruşturmaya FETÖ elebaşı Fetullah Gülen ve teşkilat yöneticilerinin talimatları doğrultusunda müdahale ederek, örgütün amaçları doğrultusunda yönlendirmede bulundukları suçlamasıyla 19 kişinin yargılandığı davanın 6’ncı duruşması görüldü. Kahramanmaraş 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya Muhsin Yazıcıoğlu’nun oğlu Fatih Furkan ve ağabeyi Yusuf Yazıcıoğlu, Ulusal Yol Partisi Genel Başkanı Remzi Davet, tutuksuz sanıklardan Nedim Bakırhan ile taraf avukatları katıldı. Öteki sanıklardan Davut Uçum, Aydın Özsıcak, Yusuf Yiğit ile Mustafa Atalar ise başka bir suçtan bulundukları cezaevlerinden SEGBİS sistemiyle duruşmaya katıldı.

YAZICIOĞLU’NA SİYAH ÇANTA VERİLDİ İDDİASI

Duruşmada ilk olarak Muhsin Yazıcıoğlu’nun korumaları Yıldıray Yıldız ile Hakan Murathan dinlendi. Sanıklardan Ünal Kurt’un, Kaşif Kozinoğlu’ndan almış olduğu siyah bir çantayı Göksun ilçesinde Muhsin Yazıcıoğlu’na teslim etmiş olduğu ve bu sırada 2 koruması ile şoförünün yanında olduğu iddiaları sorulan Yıldıray Yıldız, 1997-2000 ile 2003-2009 yılları aralığında Yazıcıoğlu’nun korumalığını yaptığını, 19-25 Mart 2009 tarihlerinde ise görevde olmadığını söylemiş oldu. Ünal Kurt’u da tanımadığını belirten Yıldız, “Ben görevde olduğum sürede bu tarz bir olay gerçekleşmedi. Muhsin Başkanın bu şekilde gizli saklı şeylerin içinde bulunduğunu düşünmüyorum. Koruma olarak güvenlik gereği de içinde ne işe yaradığını bilmediğimiz çantayı da almayız. İfadeleri doğru bulmuyorum” dedi.

Gülefer Yazıcıoğlu’nun avukatı Selami Ekici’nin vazife yapmış olduğu dönemde şüpheli görmüş olduğu bir kaza yaşanıp yaşanmadığı sorusu üstüne Yıldıray Yıldız, “Son olarak İstanbul’dan dönerken tünelde olan kaza bana şüpheli geldi” dedi.

Öteki Koruma Hakan Murathan da Ünal Kurt’u tanımadığını ve iddialarının da doğru olmadığını söylemiş oldu. 1997-2008 yılları Muhsin Yazıcıoğlu’nun korumalığını yaptığını belirten Murathan, “Bu şekilde bir vakaya rastlamadım, tanık olmadım. Ek olarak da bahse mevzu tarihte emekliydim” dedi.

Hakan Murathan, ek olarak sual üstüne 2 tane kazada yer aldığını ve bu kazaların trafik ve iklim şartlarından kaynaklı olduğumu belirterek şüpheli bir durum olmadığını söylemiş oldu.

‘ARGUS 5000 29’UNDA VARDI, 30’UNDA YOKTU’

Sonrasında düşen TC-HEK helikopterin kiralandığı Esas Havacılık’ın helikopter teknisyeni Kenan Köksal dinlendi. Bununla beraber Kaza Kırım Heyeti’yle beraber vaka yerine gidip heyetle de çalışan Köksal, davada sanık askerlerin helikopterdeki Skaymap III ile Argus 5000 cihazlarıyla ilgili bildiklerini de söyledi. Köksal, yıkıntı yerine ilk 29 Mart’ta gittiklerini ve tüm cihazların yerinde bulunduğunu belirterek, “Skaymap III yoktu bundan dolayı Skaymap’ın bağlı olduğu yer ortada yoktu. Argus 5000 gösterge panelinde vardı. 31 Mart’ta gösterge panelini söküp almak için gittiğimizde Argus 5000 yoktu, 29’unda gittiğimizde vardı” dedi.

‘MURAT 124 GİBİ’ TABİR EDİYORUZ

Duruşmada Avukat Selami Ekici, havacılıkta uzman kişilerin Muhsin Yazıcıoğlu’na ulaşarak helikopterin uçan bir tabut bulunduğunu ve kesinlikle helikoptere binmemesi mevzusunda informasyon verdiklerini belirtip, helikopterin havacılık sektöründe bu şekilde değerlendirilip değerlendirilmediğini ve düşen helikopterin ABD’de kaza yaptığını, bu mevzuda bilgisi olup olmadığını sordu. Ekici ek olarak, Büyük Birlik Partisi tarafınca Esas Havacılık’tan düşen TC-HEK helikopter haricinde Agusta marka ikinci bir helikopterin daha kiralandığını belirterek, “Büyük Birlik Partisi ikisini de kiralıyor. 1’nci gün Sivas-Çağlayancerit-Yerköy uçuşu düşen helikopterle yapılıyor. 2’nci gün Agusta helikopter Sivas-Gemerek-Gürün uçuşu için ayarlanıyor. Sizce bu yanlış değil mi? Daha uzak noktalara bu fena helikopterle uçulup daha kısa mesafeye daha iyi bir helikopterle uçurmak kimin tercihi olabilir?” diye sordu.

Kenan Köksal, helikopterin kaza geçirdiğini kayıtlardan gördüğünü belirtirken, iki helikopterin uçuş ayarlanmasının kim tarafınca yapıldığını bilmediğini ifade ederek, “Düşen helikopter eski bir teknoloji, Vietnam harbinde askeri amaçla yapılmış helikopter. İçerisinde herhangi bir konfor aleti yok. ‘Murat 124 benzer biçimde’ tabir ediyoruz biz. Oto pilotu yok, kuyruk motoru ısınma kontrolü yok. Kısaca yok yok. Mütevazı, düz, basit bir helikopter. Dolayısıyla o bölgede o hava şartlarında, o irtifada, o yükle, o helikopterin uçması, onun için demişlerdir ‘Uçan tabut’ diye. Agusta model dünyanın en kuvvetli tek motorlu helikopteri, birazcık daha donanımlı. ‘O bölge şartlarında bu daha iyi uçardı’ diye konuşulmuştu.”

DURUŞMADA GERGİNLİK

Duruşmaya SEGBİS sistemiyle katılan sanıklardan Davut Uçum, savunmasında Yazıcıoğlu ailesinin avukatlarına ‘yalancı’ demesi üstüne münakaşa çıktı ve münakaşaya sanık avukatları da katıldı. Mahkeme başkanı, uyarısına karşın gerginlik devam edince Davut Uçum ile 3 avukatı duruşmadan çıkardı.

Öteki sanıklar da suçsuz olduklarını belirtip beraatlerini istedi. Duruşma sonunda mahkeme heyeti davayı 5 Ekim’e erteledi.

‘TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ’

Duruşmayı izleyen Ulusal Yol Partisi Genel Başkanı Remzi Davet, mahkeme çıkışında bir değerlendirme yapmış oldu. Davet, şunları söylemiş oldu:

“Görünen şu ki, aslına bakarsan iddianamenin kendisi bu davanın örtülme sebebi. Düşünebiliyor musunuz, helikopterden alet edevat sökenler, hırsızlıktan yargılanıyor. Haklı olarak da taraflar, şu demek oluyor ki sanık yakınları yada sanık avukatları ‘Bu dava hırsızlık davası, esasa ilişkin konuşmayın. Esasa ilişkin sual sormayın’ diyor. Haklı. Niye? Şundan dolayı dava hırsızlık davası. Kısaca bu davayı ‘Hırsızlık’ diye açanlar bu işin nereye gideceğini biliyorlardı. Ben, birleştirilmiş, şu an görülmekte olan davanın kamuoyunu oyalama, kamuoyunun gözünü boyama, durumu yönetme bulunduğunu anlıyorum. Muhsin Yazıcıoğlu davasının esasına ilişkin şu ana kadar ciddi, tutarlı hiçbir adım atılmış değildir ve atılmış olduğu da görülmedi. Biz, Ulusal Yol Partisi olarak, onu sevenler ve onunla birlikte savaşım etmiş arkadaşları olarak bu dava sürüncemede bırakılsa bile, üstü örtülse dahi takip edeni olacağımızı her insanın bilmesini isteriz.”

 

Yoruma kapalı.