‘Kleptomani kadınlarda daha fazla görülüyor’

[ad_1]

Psikiyatri Uzmanı Uzm. Dr. Halime Dal Uysal, kleptomani hastalığı ile ilgili açıklamalarda bulunmuş oldu. Dr. Uysal, hastalığın erkeklere oranla hanımlarda fazla göründüğüne dikkat çekerken, çoğu zaman çocukluk, erişkinlik ya da erken erişkinlik döneminde başladığını söylemiş oldu. Dr. Uysal, ek olarak hastalığın tanı ve tedavisine değindi.

Kleptomani hastalığının ne işe yaradığını açıklayan Uzm. Dr. Halime Dal Uysal, ”Kleptomanik davranış yüzyıllardır tanımlanmasına rağmen, sebepleri, sıklığı ve yaygınlığı tam olarak bilinmemekle beraber oldukça azca görülen bir bozukluk olarak tanımlanmaktadır. Genel anlamda malum kleptomani olgularının çoğunluğunun mahkemelerde yargılanan mağaza hırsızları olması sebebiyle, bu tür olguların değerlendirilmesi ile elde edilecek veriler toplumdaki sıklığı yansıtmaktan uzaktır. Bu hastalığın gizli saklı tutulması, kişilerin bu durumdan utanarak açığa çıkarılmayıp saklanması ve tedaviye başvurulmaması da yaygınlığın belirlenmesini engellemektedir. Bununla beraber mağazalardan mal çalan bu kişilerin ne kadarının kleptoman olduğuna ilişkin tutarsız bulgular vardır. Hanımlarda erkeklere oranla daha çok görülmektedir. Kleptomani kişisel kullanım ve parasal kıymeti için gereksinme duyulmayan nesneleri çalmaya yönelik dürtülere karşı koyamama olarak tanımlanan bir dürtü denetim bozukluğudur. Başlıca özelliği kişinin kendi yararı ya da maddi kıymeti sebebiyle olmaksızın birden oldukça kez bir şeyler çalma dürtülerine karşı koyamamasıdır. Çalınan nesneler çoğunlukla el altından geri getirilir ya da gizlice muhafaza edilir. Kimi zaman başka birine verilir yada atılırlar. Bu kişiler bireysel olarak çaldıkları nesnelerin parasını ödeyebilecek durumdadırlar” dedi.

”Kleptomanide ‘çalma eyleminin kendisi’ amaçtır”

Dr. Uysal, sözlerine şu şekilde devam etti: ”Çalma eylemi gerçekleştirilmeden ilkin gittikçe artan gerginlik, eylemi takiben haz ve gerginlikte azalma belirgindir. Fiil esnasında vicdan azabı, suçluluk hissi ve depresyon olabilir. Çalma planlanmamıştır ve işin içinde başka kişiler yoktur. Çalmanın sebebi kişisel yarar sağlamak değil istenmeyen gerginliğin azaltılmasıdır. Birçok kez tutuklanmak sebebiyle acı çekmiş ya da gururlarını incitmiş olsalar da kleptomanik kişiler tutuklanabilecekleri ihtimalini düşünmezler. Kleptomanlar hırsızlık sonrasında suçluluk ve anksiyete hissedebilir sadece hiddet ve intikam alma isteği, kasıt yoktur. Kişinin amacı nesneyi çalmaksa tanı olarak kleptomaniden uzaklaşılır. Kleptomanide ‘çalma eyleminin kendisi’ amaçtır. Kleptomani ile ayırıcı tanı yapılması ihtiyaç duyulan en mühim durum gerçek hırsızlıktır. Hırsızlıkta dürtüsel özelliklerle ilgili hiçbir bulgu yoktur. Hırsızlık planlıdır ve çoğunlukla başka kişilerle planlanarak yapılmıştır. Nesneler gerçek değerleri sebebiyle çalınmıştır ve maddi kazanç açıkça bellidir.”

”Kleptomani çoğu zaman çocukluk, erişkinlik ya da erken erişkinlik döneminde adım atar”

Kleptomanin çoğu zaman çocukluk, erişkinlik ya da erken erişkinlik döneminde başladığını belirten Dr. Uysal, ”Bir çok hastanın travmatik çocukluk öyküsü vardır. Başlama averaj 20 yaş dolayındadır. Tedavi için müracaat her iki cins için 36-38 yaşlarındadır. Çocukken çalma davranışı gösteren çocuk ve ergenlerin pek bir çok ileri yaşta kleptoman olmaz. Hastalık kimi süre azalıp çoğalabilir, genel anlamda kronik bir gidiş gösterir. Oldukça azı kendi isteği ile tedaviye gelir. Bu hastalık çoğu zaman kişinin iş ya da toplumsal uyumunu etkilemez. Kleptomanili hastalarda ek tanı olarak duygu durum bozukluğu, depresyon, anksiyete bozukluğu, yeme bozukluğu, cinsel işlev bozukluğu eşlik edebilmektedir” şeklinde konuştu.

Dr. Uysal, sözlerini şu şekilde tamamladı: ”Tedavide ilaçlar (antidepresanlar, duygudurum düzenleyiciler, antipsikotikler, opioid reseptör antagonistleri ), psikoterapi şekilleri ve elektrokonvulzif terapi (EKT) şekilleri kullanılır.”

Yoruma kapalı.