Gürer Aykal, ‘Gençlerin önünü açmak gerekiyor’

Gürer Aykal, genç dinleyicelere verdiği önemi, “Ankara’da CSO’yu sürekli yönettiğim zaman cuma ve cumartesi konserleri vardı. Cumartesi sabahları genç dinleyici gelirdi. Cuma gecesi 4 solist, cumartesi sabahı 4 ayrı solist alırdım. Böylece gençliğe daha çok müzik duyma fırsat vermiş olurduk” sözleriyle anlatıyor. Aykal ile konuştuk. 

– “Yıl 1991. Teksas’tayım. El Paso Senfoni Orkestrası’na Schumann’ın 1. Senfonisini çaldırtıyorum. Çalanlar da, dinleyenler de yabancı. Yalnız Schumann ile ben vatandaşız,” demiştiniz. Yurt dışındayken durumu hep böyle mi algılarsınız?

Ben hepsiyle bütünleşirim. Orkestrayı kendime göre yoğururum. Schumann, Brahms veya Mozart olsun, hepsi “ciddi müzik”tir. O eserlerde, bırak tanıdıklarımı, tanımadığım orkestra üyeleri de aldatamazlar beni!

– Bu hafta İstanbul AKM’de İDSO ile bir konseriniz var. Genç piyanist Ferhat Can Büyük, Chopin’in 2.piyano konçertosunu çalıyor, sonra da Şostakoviç’in 9.Senfonisini yöneteceksiniz.

Gençlere her zaman olanak tanımak görevimiz. Atatürk’ün “Gençliğe Hitabe”sini kendimize düstur edinmeliyiz. Ben bir orkestra şefi olarak bakıyorum gençlere, biliyorum ki onlar gelecekte, Türkiye’de bu müziği yaşatacak çocuklar. Ben o çocukları provalarda olduğu gibi, konser sırasında da eğitirim. Ankara’da CSO’yu sürekli yönettiğim zaman Cuma ve Cumartesi konserleri vardı. Cumartesi sabahları genç dinleyici gelirdi. Cuma gecesi 4 solist, Cumartesi sabahı 4 ayrı solist alırdım. Böylece gençliğe daha çok müzik duyma fırsat vermiş olurduk.

– Orkestralarımız uzun zaman Türk bestecilerini çalmaktan uzak durdular. Bugün öyle değil. Telif hakları daha bir düzene girdi. Yetiştirdiğimiz genç şefler Türkiye’nin dört bir yanında olduğu gibi yurt dışında da konser yönetiyor ve onlar da Türk bestecilerini çaldırtıyorlar. Örneğin, Naci Özgüç, Orhun Orhon, Orçun Orçunsel, Can Okan gibi. Onlara zaman zaman öğütleriniz oluyor mu?

Evet, onlara yerli olsun, yabancı olsun, öncelikle besteciyi el üstünde tutmalarını öğütlüyorum.

– Gelecek hafta Ankara’da CSO ile çok ilginç bir program yönetiyorsunuz: Ali Darmar’ın ilk kez seslendirilecek yeni yapıtı “Geçmiş Esintiler” ile başlıyor. Arp, flüt ve yaylı çalgılar için bir “ilk seslendiri”.

Bu çok güzel bir eser. Bestecisi Ali Darmar gibi, bu kadar temiz bir insan hala var mı dünyamızda! Ben Finlandiya’da onun Metamorfoz adlı orkestra eserini çaldırdım. Bir de Saygun’dan Concerto da Camera. Orkestra üyeleri çok beğendiler, partileri alıkoymak istediler, kim bilir bugüne kadar kaç kez çalınmıştır. Ali’ye söylediğimde “ne iyi olmuş” dedi. Ne telif istedi, ne de telif haklarından sözetti!

– Ali Darmar’dan sonra da geçen yıl New York -Carnegie Hall’de yönetmiş olduğunuz konserin bir bölümünü dinleyeceğiz: Piyanist Renan Koen Mozart’ın 24. Konçertosunu çalıyor. Hem de Mozart’ın doğum gününde! Ardından Auschwitz’den kurtulmuş Michel Assael (1918,Selanik-2006, New York) adlı Yahudi bestecinin “Auschwitz’den İlahiler” adlı senfonik şiiri yer alıyor. Bu da akıllardan kolay çıkmayacak bir konser olacak herhalde!

Auschwitz insanlık yüz karası. Eserin bestecisi Selanik’de doğmuş. Atatürk’ün doğduğu kentte. Bu eseri kabul etmemin en temel düşüncesi Atatürk’ün Yahudilere kol kanat germesi. Eser elime geldiğinde bazı yerlerde düzeltiler yaptım. O besteci de vefat etmemiş olsaydı belki bunları yapacaktı.

Ankara’da bunu çaldırmakla Atatürk’e teşekkür etmiş olacağım. Eser, do minör tonunda konçerto grosso formunda. Mozart’ın 24 numaralı do minör eseri ise bir konçerto olduğu halde, aslında o da konçerto grosso’dur. (Orkestranın iki bölüme ayrılarak grupların yarışması; ya da bir yanda solocuların, öte yanda orkestra üyelerinin yer aldığı bir yarışma ortamı.)

– Borusan Quartet’i nasıl kurduğunuzu anımsıyorum. 2005’de. Şimdi Oda Müziği alanında büyük başarılara imza atıyorlar. Onlarla diz dize oturup konuştuğunuzu, onlara armoni dersi verdiğinizi, hatta: “Önce büyük bestecilerin bütün formüllerini çözeceksiniz, sonra kendi duygularınızı ekleyeceksiniz”, dediğinizi de. Artık Borusan Quartet sizin beklediğiniz düzeye geldi mi?

Evet, artık onların çalışları doğrulukta ve dolulukta ilerliyor. Çağ Erçağ’ı Antalya’dan alıp getirmiştim. Bu çocukların her birisi harika. Onlar için eserler de yazıldı. Onlar geleceğin göstergesi. Onlar için eserler yazılıyor. Form açısından, armoni açısından hiçbir sorunları yok. Kayıtlar da yaptılar. Nasıl çalışıyorlar anlatamam. Yurt içinde ve yurt dışında takipçileri oluştu.

– Sizin yaşam öykünüzü anlattığım “Şefle Yüzyüze” kitabımızın arkasına eklediğimiz 9 CD ve bir DVD içinde Bahar Ayini’ni de örneklemiştik. O kitabın basımına da Kocabıyık Vakfı destek olmuştu. Kitapta şefe tuzak kuran eserler için iki ayrı çağdan iki besteci adı vermiştiniz: Haydn’ın birçok yapıtı ve ritm açısından Stravinski’nin Bahar Ayini demiştiniz.

Evet, Haydn’ın cümle yapısı içinde gizli tuzaklar vardır. Haydn ön-klasiklerden. Orkestralar Haydn’ın ve özellikle Mozart’ın sürekli aynı senfonilerini çalıyorlar. Mozart’ın 41 senfonisine karşın sürekli son üç senfonisi çalınıyor. Bence önceki dönemlerde ne cevherler var, onlar da sunulmalı. Pandemi döneminde orkestralar küçüldü ve klasik dönemin orkestraları itibar gördü. Öte yanda Stravinski’nin Bahar Ayini baştan sona tuzaklarla örülmüş dev bir eserdir.

– Genç şeflere asla yapmayın dediğiniz bir şey var mıdır?

Şef asla bestecinin önüne geçmemeli.

– Sizin tarihte örnek aldığınız, hayran olduğunuz şefler var mıdır?

Evet, Herbert von Karajan. Berlin Filarmoni’ye “ritm” getirdi, orkestra topluluğunu toparladı. Saygun da Erkin de onun için “bu adam başka” derlerdi.

GÜRER AYKAL’IN YAŞAMINDA ZAMAN DİZİNİ

1942- Eskişehir, Mahmudiye-Çifteler köyünde dünyaya geldi.

1948- Diyarbakır’da ilkokula başladı

1952- Halil Bedii Yönetken ve Şeref Çayırlıoğlu, üstün müzik yeteneğini keşfettiler.

1953- Ankara Devlet Konservatuvarı’nda yatılı olarak Keman Bölümü’ne başladı.

1957- Konservatuvarda öğrenci orkestrasını kurdu.

1964- ADK Keman Bölümü’nden mezun oldu. CSO’da sınavı kazanarak, ikinci kemanlarda kadrolu sanatçı oldu.

1964- Şef Prof.Lessing’in etkisi altına girmeye başladı.

1964- Duygu Yenen ile evlendi. Duygu,1963’te başladığı modern bale kompozisyonu eğitimini Folkwang Yüksek Bale Okulu’nda Kurt Joss ile tamamladı.

1965- ADK’de Saygun’un Kompozisyon sınıfına başladı.

1967- Duygu, dans kompozisyonu okumak üzere devlet bursuyla Londra’ya gitti. Kraliyet Bale Okulu’nda Leonid Massine’in öğrencisi ve asistanı oldu.

1968-1969 yıllarında Londra’da George Hurst’un şeflik kurslarına katıldı.

1969- Adnan Saygun’un Kompozisyon Bölümü’nden mezun oldu.

1970- T.C. Devlet bursunu kazanıp İngiltere’ye giderek Londra Guildhall Müzik Okulu’na başladı. Andre Previn ve Rudolf Schwartz’ın öğrencileri oldu.

1970- Duygu Aykal Londra’da Kraliyet Bale Okulu’ndan mezun oldu.

1971- Kerem Aykal Londra’da dünyaya geldi.

1971- Siena Academia Chigiana’dan Diploma di merito aldı. İlk kez İstanbul Şehir Orkestrası’nı yönetti.

1972-73 İngiltere’de Guildhall Müzik Okulu ve Royal Academy of Music’in İleri Şeflik Bölümleri’nden mezun oldu. Franco Ferrara’nın asistanlığını yaparak Santa Cecilia Akademisi’ni bitirdi. Pontificio Istituto di Musica Sacra’da Bertolucci ile Gregorien koro müziği ve Rönesans çoksesliği öğrenimi gördü.

1974- ADK’de öğretim görevlisi oldu. Askerliğini Ankara’da yaptı. CSO’da konuk şef oldu.

1974- İkinci oğlu Emre Aykal Ankara’da dünyaya geldi.

1975- CSO’da “yardımcı şef” kadrosuna alındı.

1975- İngiliz Oda Orkestrası’nı Güney Amerika ve Karayipler Turnesi’nde yönetti.

1975-76 Moskova Devlet Radyo Orkestrası ile Rusya içi konser turnesi yaptı.

1977-1985 Ankara Oda Orkestrası F. Güvenç, S. Kan ve G. Aykal tarafından kuruldu, dokuz yıl sadece yurt dışında yüzden fazla konser verdiler.

1980- Üçüncü oğlu Can Aykal Ankara’da dünyaya geldi.

1981- T.C. “Devlet Sanatçısı” unvanına değer bulundu.

1986- Ailece eşi Duygu’nun kanser tedavisi için Rochester, N.Y.’a gidildi.

1986- Indiana Bloomington Üniversitesi’nde ”emeritus” olarak şeflik dersleri verdi.

1986- CSO’da Hikmet Şimşek’in istifasıyla tek şef yardımcısı olarak kaldı.

1987- Bilkent Üniversitesi’nde profesör oldu.

1987- Ailece Rochester’den Lubbock, Texas’a gittiler.

1987-1991 Lubbock Filarmoni Orkestrası’nın Müzik Direktörü oldu.

1988- Eşi Duygu Aykal Lubbock’ta vefat etti.

1989- Londra Filarmoni Orkestrası ile kaydettiği Saygun Viyola Konçertosu (solist: Ruşen Güneş) ve Elgar’ın In the South adlı yapıtları Koch-Schwann etiketiyle, Musica Mundi serisinde dünya piyasalarında satışa sunuldu.

1988-1999 Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’na Müzik Direktörü ve Daimi Şef oldu.

1991-2004 El Paso (Teksas) Senfoni Orkestrası’nın Daimi Şefi ve Genel Müzik Direktörü oldu ve “Professor Emeritus” unvanına değer bulundu.

1994-1999 Bilkent Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi dekanı Ersin Onay öncülüğünde düzenlenen Anadolu Müzik Festivali’ndeki konserleri yönetti.

1995- BASSO ile düzenli konserlere ve Bilkent Üniversitesi’nde öğretim üyeliğine başladı.

1996- İkinci eşi BeninTekiner ile New York’ta evlendi.

1997- CSO ile Amerika turnesi düzenledi, N.Y. Carnegie Hall’de konser verdiler.

1999- BİFO’yu kurdu; daimi Şefi ve Genel Müzik Direktörü oldu.

2003- İlk torunu Duygu Aykal dünyaya geldi.

2004- İstanbul’da MSGSÜ Devlet Konservatuvarı’na profesör olarak atanıp, Orkestra Şefliği Bölümü’nü açtı.

2005- Borusan Quartet’in kurulmasına öncülük yaptı.

2006- İkinci torunu Bilge Aykal dünyaya geldi.

2008- Finlandiya Devlet Nişanı ile ödüllendirildi. Roma Lazio Avrupa ve Akdeniz Festivali kapsamında Roma’da düzenlenen törende, Uluslararası Gösteri Sanatları kategorisinde Başarı Ödülü aldı. Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası’nın Onursal Şefi oldu. İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın Onur Ödülü’ne değer bulundu.

2009- Bilkent Üniversitesi Fahri Doktora ünvanını aldı.

2010- İstanbul Sinfonietta’yı kurdu

2011- İzmir Karşıyaka Filarmoni Orkestrası’nı kurdu. Sevda-Cenap And Müzik Vakfı’nın Onur Ödülü Altın Madalyası’nı aldı.

2012- Semiha Berksoy Opera Vakfı’nın Saygun Büyük Ödülü’nü aldı.

2014- Antalya Piyano Festivali’nin sanat yönetmeni oldu.

2017- Evin İlyasoğlu tarafından yazılan “Şefle Yüzyüze-Gürer Aykal” kitabı Remzi Kitabevin’de basıldı.

Yoruma kapalı.