BBC, İngiltere’nin sığınmacıları göndermek istediği Ruanda’da: ‘Hayatta kalma savaşı veriyorum’


  • Yazan, Lebo Diseko
  • Unvan, BBC, Kigali
Muhammed

İngiltere’de Yüksek Mahkeme’nin bugün, hükümetin çok tartışma yaratan, sığınma amacıyla ülkeye gelenlerin bir kısmını Ruanda’ya gönderme planını hukuka uygun bulduğunu açıklamasından önce, Ruanda’da yaşayan ilticacıların yaşam koşullarını yerinde görmeye çalıştım. İnsan Hakları İzleme Örgütü HRW (Human Rights Watch) Ruanda’yı “düşünce ve ifade özgürlüğünün bastırıldığı, hukuksuz gözaltılar ve tutuklamalarla işkence ve kötü muamelenin bulunduğu” bir ülke olarak tanımlıyor. Birleşmiş Milletler (BM), Ruanda’nın sığınmacıları etkin şekilde kabul edebilecek bir sistemin asgari unsurlarına sahip olmadığını söylüyor.

Konuştuğum ürkek tavırlı adam “Hayatta kalma savaşı veriyorum” derken sesi hafifçe titriyordu.

Ruanda’nın başkenti Kigali’de boş bir arsada buluştuk. Çevredeki ağaçlar bizi meraklı gözlerden koruyor.

Muhammed güvenliği açısından asıl adını ve geldiği ülkenin adını açıklamamamı istedi. Bir Afrika ülkesinden önce Etiyopya’ya kaçmak zorunda kalmış. Kaçtığı ülkenin ajanları Etiyopya’da onu bulup kaçırmaya çalışınca bu kez Ruanda’ya geçmiş ve burada iltica başvurusu yapmış. Kigali’de hayatın çok zor olduğunu anlatıyor.

Günlerdir Ruanda’da yaşayan benimle konuşmaya gönüllü bir sığınmacı arıyordum. Bir çok kez görüşmeyi kabul edip sonra konuşamayacaklarını söyleyenler oldu. Bu, genellikle bir ‘toplum lideri’ tarafından ziyaret edildikten sonra oluyor.

Muhammed, “İltica başvurusu yaptım. Yetkililer reddetmiyor. Ama her gittiğinizde ‘yarın’ ya da ‘gelecek ay’ gel diyorlar. neredeyse bir yıl oldu hala vermediler” diyor.

Yüksek Mahkeme önünde hükümetin mültecileri Ruanda'ya gönderme planını protesto edenler

Kaynak, Getty Images

BM Mülteciler Yüksek Komiserliği, İngiltere hükümetinin planlarını değerlendiren mahkemeye Ruanda’da “erişilebilir, güvenilir, adil ve etkin bir mülteci kabul sisteminin asgari bileşenlerinin” bulunmadığını söyledi.

Bu ülkeye gönderilen sığınmacıların, geldikleri ülkeye geri gönderilebilecekleri ve burada işkence görebileceklerinden endişe ediliyor.

BM mülteci örgütünün Haziran ayında yayınladığı bir raporda da Ruanda’da iltica başvurularını değerlendirme işlemlerinin etkin ve hızlı bir şekilde yapılamamasının kaygı uyandırdığı, bazı durumlarda başvuruların yanıtlanmasının iki yıl sürebildiği kaydedilmişti.

Muhammed bir boşlukta yaşıyor gibi hissettiğini anlatıyor. Gereken belgeleri alamadığı için yasal olarak çalışma iznine sahip değil.

“Arkadaşlar, akrabalar yardımcı oluyor” diyor ve ara sıra bulabildiği ufak tefek işlerden de biraz para kazandığını anlatıyor.

Fakat aynı zamanda eşi ve çocuğunun da sorumluluğunu taşıdığı için belirsizlik onu çok güç durumda bırakıyor.

Ruanda’dan “Kanada ve Avustralya gibi barış ve huzurun olduğu bir yere” gitmek istediğini söylüyor.

İngiltere hükümetinin sığınmacıları Ruanda’ya gönderme planına karşı çıkan grupların bir kaygısı da bu ülkede LGBT bireylerin gördüğü muamele.

Ruanda’da, komşusu olan bazı diğer ülkeler gibi eşcinsellik yasalarda suç sayılmıyor ama İnsan Hakları İzleme Örgütü HRW, İngiltere İçişleri Bakanlığı’na hitap ettiği açık mektupta “uygulamada lezbiyen, gay, bi seksüel ve trans bireylere karşı ayrımcılığın” yaygın olduğu söyleniyor.

HRW 2021 yılında, Kigali’de Gokondo’daki resmi olmayan gözaltı tesisinde trans veya gay bireyin hukuksuz olarak gözaltında tutulduğunu, tacize, hakarete uğradığını ve dövüldüğünü belgelemişti.

Gikondo geçici gözaltı merkezi

Kaynak, Getty Images

HRW raporunda “Görüşülen kişiler, cinsel yönelimleri ya da toplumsal cinsiyet kimlikleri nedeniyle hedef alındıklarını ve gözaltındaki diğerlerinden daha kötü muamele gördüklerini anlattılar. Polis memurları ve gardiyanlar onlara evsiz, hırsız ve suçlu muamelesi yaparak suçlulara ayırılmış farklı bir odaya kapattığını söylediler” diyor.

Ruanda’da eşcinsellikle ilgili olumsuz yargı ve ayrımcılığı iyi bilen biri Patrick Uwayezu.

Uwayezu, Ruanda’daki ‘Afrika Tanrının Evanjelik Kilisesi’ne mensup. Bu Kigali’de LGBT bireylere kucak açan tek kilise.

Güçlü ve güzel bir sesi olan Uwayezu Pazar ayinlerinde kilise korosunu yönetiyor.

Ayinden sonra bana LGBT bireylerin, ayrımcılık ve kötü muamelenin etkisiyle sağlık gibi bir çok kamu hizmetinden faydalanmakta güçlük çektiğini, iş bulmamalarının çok güçleştiğini anlatıyor.

“Kimliğinizi gizlerseniz size iş verebiliyorlar. Ama sonradan anlarlarsa da ‘Çık git, seninle çalışamayız’ diyorlar. Bu ülkede yaşayan insanların büyük bir kısmı bizi anlamıyor” diyor.

Patrick Uwayezu

Ruanda’daki altı günlük çalışmamız sırasında hükümet yetkilileriyle görüşmek için defalarca başvuru yaptık. Bir sözcü konuşmayı kabul ettiğini söylediyse de, vaadedilen mülakat bir türlü gerçekleşemedi.

Yine de yazılı bir yanıt almayı başardık. Bir hükümet sözcüsü LGBT bireyler konusundaki sorumuzu “Her türlü ayrımcılık anayasamızda yasaklanmıştır ve Ruanda’nın kapıları herkese açıktır” dedi.

Açıklamada BM’nin bir yandan Ruanda’yı eleştirirken diğer yandan hala bu ülkeye -bu yılın başlarında gelen 100’den fazla Libyalı da dahil- sığınmacı göndermekle kendi kendisiyle çelişkiye düştüğ de kaydedildi.

Öte yandan Ruanda’da bazı başarılı mülteci hikayeleri de var. Teklay Teame bu ülkeye 25 yıl önce Eritre’den gelmiş.

Şimdi bir toptancı ve süpermarket zincirinin patronu.

Buluştuğumuzda çalışanları kamyonlardan boşalttıkları kutuları ona ait marketlerden birine taşıyorlardı.

Teklay Teame

“Buraya ilk geldiğimde her şey bana farklı geliyordu. Fakat insanlar çok sıcak davranıyorlardı ve toplumla bütünleşmem çok uzun sürmedi. Dört çalışanla işe başladım. Şimdi yanımda 600 kişi çalışıyor” diyor.

Ama diğer çoğu mülteciden farklı olarak Teklay Teame’nin yanında bir işletme kuracak kadar bir parası varmış.

Yine de Ruanda’nın, kurallara uyduğunuz müddetçe, herkese fırsatlar sunduğunu düşünüyor.

Eritre’den hiç bir şeysiz bu ülkeye gelenlerin şimdi kendi işyerlerini açtıklarını söylüyor.

Ona, İngiltere’nin Ruanda’ya mülteci gönderme planlarının insanları kaygılandırması konusunda ne düşündüğünü sorduğumda “Neden korktuklarını bilmiyorum. Ama burada korkacak bir şey görmüyorum” diyor.

Kigali’de gün batımı muazzam görünüyor: Parlak bir kırmızı renge bürünen güneş canlı yeşillik kaplı tepelerin üzerinden batıyor.

Aşağıda uzanan kentte trafik ve günlük hayat bir çok başka ülkeyi imrendirecek kadar düzenli akıyor.

Fakat bir çok kişi bu düzgün ve sakin görünüşün altında sessiz bir korku duygusu olduğunu söylüyor. İngiltere’de Yüksek Mahkeme yargıçları bugün bu korkunun Ruanda’ya sığınmacı gönderme planlarını iptal ettirecek kadar güçlü olup olmadığına karar vermiş oldu, ama her bir sığınmacının öznel koşullarının dikkatle değerlendirilmesini istedi.

Yoruma kapalı.