Altılı Masa’nın anayasa değişikliği önerisini hukukçular ve siyaset bilimciler nasıl yorumluyor?

Ayşe Sayın | Ankara

Alıtılı Masa

Kaynak, Getty Images

Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem Mutabakatı’nı 28 Şubat 2022’de imzalayan altı muhalefet partisi, sisteme geçiş için gerekli gördüğü anayasa değişikliği paketini, “demokrasi zamanı” vurgusuyla, pazartesi günü genel başkanların da katıldığı programla kamuoyuna açıkladı.

Halkın seçtiği, ancak yetkilerinin sınırlandığı “cumhurbaşkanlığı”, “yapıcı güvensizlik oyu” ile hükümet kurmanın kolay, düşürmenin zor olduğu hükümet sistemi, yasama ve denetim yetkilerinin güçlendirildiği parlamento, yargı bağımsızlığını güçlendirecek önerilerin yanı sıra, hayvan haklarını kapsayacak şekilde sosyal hakların da genişletildiği anayasa değişikliği önerisi siyasetin de gündemini belirledi.

Cumhur İttifakı ortakları AKP ve MHP’nin, “bubi tuzağı”, “tarihi geri sarmak”, “vesayeti yeniden getirme girişimi” olarak yorumladığı Altılı Masa’nın anayasa değişikliği önerisi, toplumun beklentilerini karşılar mı, seçmende karşılık bulur mu?

Yanıtı merak edilen bu soruları hukukçular ve siyaset bilimcilere yönelttik.

Hukukçu Prof. Dr. Levent Köker: Önerinin dışladığı bir dizi siyasi talep var

Hukukçu Prof. Dr. Levent Köker, Altılı Masa’nın anayasa değişikliği önerisinde olumlu düzenlemeler öngörülmekle birlikte, seçim stratejisinin bir parçası olarak nasıl bir işlev görebileceğinin iyi düşünülmesi gerektiğine dikkat çekti. Köker, “Belki önümüzdeki günlerde medya organlarında sivil toplum örgütleriyle filan söylendiği gibi tartışılan bir konu şeklinde işlenirse, toplumsal tabana hitap edip etmeyeceği anlaşılır” dedi.

Bu anayasa değişikliklerinin hayata geçmesi için cumhurbaşkanlığı seçiminin kazanılması ve parlamentoda anayasa değişikliğini sağlayacak asgari sayıya ulaşılması gerekliliğine işaret eden Köker, bu hedefe ulaşmak için HDP desteğine ihtiyaç duyulacağına işaret etti:

“Altılı Masa’nın cumhurbaşkanlığı seçimini ve Meclis çoğunluğunu elde etmeleri gerekiyor ki, bu öneriler bir işe yarasın. Bu ikisini birlikte gerçekleştirebilmek kolay olmayacak görünüyor bugünkü tabloda. Dolayısıyla stratejik olarak bu öneriye baktığımız zaman bence bu önerinin dışladığı bir dizi siyasi talep var.

“Özellikle, muhalefetin ortak cumhurbaşkanı adayını seçtirebilecek veya parlamento seçiminde etkili HDP tabanından söz ediyoruz. HDP’nin nereden bakarsanız yüzde 10’un üzerinde oyu var. Bu küçümsenecek bir oy değil. Anayasa önerilerinin içinde çok güzel olumlu öneriler var ama bu öneriler dışında genel yaklaşım itibariyle o seçmen tabanının kaygılarına veya taleplerine doğrudan hitap edebilecek hiçbir açık nokta göremiyorum ben.”

Kayyum atamalarına son verilmesi, OHAL KHK’larının kaldırılması gibi önerilerin olumlu olmakla birlikte beklentileri karşılamadığını kaydeden Köker, Altılı Masa’da yer alan en az üç partinin oyunun yüzde 5’leri bile bulmazken, yüzde 10’un üzerindeki HDP tabanının taleplerinin dışlanmaması gerektiğini vurguladı.

Köker, “Artık geçti tabii ama Altılı Masa, şunu yapabilirdi: Parlamenter sistem üzerine kurulacak olan bir yeni hükümetle birlikte Türkiye geçici bir anayasa düzenine geçip, geleceğin demokratik cumhuriyet anayasasını hazırlamak üzere bir kurucu iradenin mekanizmalarını oluşturmaya çalışabilirlerdi” önerisinde bulundu.

Prof. Dr. Tanju Tosun: Hükümet istikrarsızlığı minimum düzeye iniyor

Siyaset bilimci Prof. Dr. Tanju Tosun, parlamenter sisteme ilişkin anayasa değişikliği önerisini olumlu bulanlardan. Geçmişte uygulanan parlamenter sistemin yarattığı sakıncaların da dikkate alınarak, “yapıcı güvensizlik oyu” gibi hükümet düşürmeyi zorlaştıran mekanizmaların öngörüldüğüne işaret eden Tosun, “Bunun getirilmesi, artık Türkiye’de parlamenter sisteme karşı çıkanların en temel argümanlarını elinden alabilir. Çünkü bu modelle hükümet istikrarsızlığı minimum düzeye iniyor” görüşünü dile getirdi.

Meclis’in yetkilerinin artırılması, sembolik yetkilerle donatılmış, tarafsız cumhurbaşkanı öngörmesi, yargının siyasi iktidarın vesayetinden kurtarılmasına  dönük önerilerin son derece olumlu olduğunu belirten Tosun’a göre “parti içi demokrasi”ye ilişkin anayasal güvence getirilmemesi eksiklik.

Prof. Tosun, seçimlerin mayıs ayına veya daha öne çekilebileceğine dikkat çekerek, muhalefetin artık vatandaşın gündeminde olan ekonomi ve kamuoyunda beklenen aday konusuna yoğunlaşması gerektiği görüşünde:

“Türkiye yaklaşık 5-6 ay sonra bir seçime gidecek ve seçmenin ilgisini çekecek ekonomi programına ilişkin, adaya ilişkin tablo henüz yok. Vatandaşın da ilgilendiği bu konular. Altılı Masa  ekonomik beklentilerine yanıt verebilecek mi?

“Anayasa değişikliği önerisini yanıt vereceğini düşünmek sade vatandaş açısından mümkün değil ama bizler meselenin sistem olduğunu siyasetin ekonomiyi etkilediğini öngördüğümüz için sistem düzgün olmazsa ekonomi de iyi olmaz diye düşünürüz. Onun için toplumda soru işaretleri var. Bu soru işaretlerini giderecek şekilde önce bu ekonomi programını en geç ocak ayı itibariyle açıklamaları gerekiyor.”

“Asıl mesele öne çıkan isim olmaması”

Adayın açıklanmasının da çok geciktirilmemesi gerektiğini belirten Tosun, “Evet biliyoruz, bir seçim takvimi çerçevesinde hareket edeceklerini düşünüyorlar ama tabii aday şu anda belli olsa, ekonomik program belli değil. O argümanla yola çıkıyorlar. Ama arka planda da hala aday konusunda öne çıkan bir ismin olmamasıyla ilgili olduğunu düşünüyorum” dedi.

Prof. Dr. Tevfik Sönmez Küçük: Siyasi Partiler ve Seçim Yasası değişmeli

Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tevfik Sönmez Küçük de parlamenter sisteme ilişkin anayasa değişikliği önerisini olumlu buluyor, ancak bazı yasa değişiklikleriyle desteklenmesi gerektiğini savunuyor.

Küçük, cumhurbaşkanının yetkilerinin daraltılmasının olumlu, ancak halk tarafından seçilen cumhurbaşkanının, başbakanla çatışma yaşanması sonucunu doğurabileceği uyarısında bulundu:

“Halk tarafından seçilen, ancak yetkileri azaltılmış cumhurbaşkanlığı uygulamaları var. Mesela Avusturya, Bulgaristan gibi. Ama seçimle belirlenen bir cumhurbaşkanın, başbakanla çatışma ihtimali, Türkiye gibi ülkelerde her zaman söz konusu olabilir. Tabii bir de emniyet supabı koymuşlar, bir kereliğine seçiliyor ya, bu da önemli. Çünkü tekrar seçileyim diye popülist politikalar uygulayabilir cumhurbaşkanı. Yine de sembolik yetkileri olan cumhurbaşkanını Meclis’in seçmesi daha isabetli olabilir.”

“Vekil ile milletin arasında görünmez duvarları yıkmak lazım”

Küçük’e göre anayasa değişikliği kadar parti içi demokrasinin sağlanması için Seçim ve Siyasi Partiler Yasası’nın da değiştirilmesi önemli. Milletvekillerinin lidere tabi olduğu sürece sistemin sağlıklı işlemeyeceğini kaydeden Küçük, güçlü Meclis için, güçlü milletvekilinin önemli olduğunu vurguladı:

“Vekil ile milletin arasında görünmez duvarlar var. Bu duvarları yıkmak lazım. Nasıl yıkılacak, Siyasi Partiler ve Seçim Kanununu değiştirerek. Anayasa elbette önemli ama inanın anayasa kadar bu iki kanun değişikliği de önemli. Eğer güçlü Meclis istiyorsak güçlü milletvekili olmalı. Milletvekili, partisiyle milleti arasında bir tereddüt yaşamamalı, her zaman milletten yana olmalı. Bu da milletvekilinin lider karşısında bağımsızlaşmasıyla mümkün.”

“Halkın anlayacağı dilde anlatılmalı”

Küçük’e göre, anayasa değişikliği önerisi halka anlayacağı dilden anlatılırsa karşılık da bulabilir:

“Bu önerilerin iyi anlatılması lazım halka ve iyi örneklerle anlatılmalı. Sizin ülkenizde demokrasi, hukukun üstünlüğü olmadığı sürece enflasyon artar. Neden? Merkez Bankası bağımsız olmayınca para politikası, fiyat istikrarı sağlamaz. O nedenle bu anayasa değişikliği önerileri, karşılık bulur, ama halkın anlayacağı dilde anlatılmalı. Ama şunu bilmesi lazım halkın: Bu anayasa değişikliği adalete, hakka, hukuka uygun bir düzenin inşasında rol oynayacak.”

Yoruma kapalı.